20141104

Pas...

İşin aslı, kalemim hayli paslı… Biraz tutuk, biraz buruk… Ağır ağır kımıldadı içimde bin yıllardır taşıdıklarım. Taşıyıp taşıyıp farkına varmadıklarım, omzumdan yere kıyıp da bir türlü bırakamadıklarım. Belim en sonunda büküldü, gözlerimden yaşlar süzüldü, sivri uçlu eleğimden geçenlerle benim bir türlü geçemediklerim nihayet buluştu.
Yıllar yılları kovalamış, uzun uzun yollar arşınlanmış ama baksan sanki bir arpa boyu yol alınmamış. Üstelik kader de buna hiç alınmamış, arsızca kahkahalarını patlatırken yüzüme, yedim en sonunda okkalı bir sille.
Yıkıldım mı peki? Hayır. Yoruldum mu? Herkes kadar. Öğrendiklerimi, kendimde keşfettiklerimi kar saydım ama hesabı da bi türlü kapatamadım. Kapanmayacak belli ki uzun süre. Ben kendi içimde gide gele eskiteceğim yepyeni yolları, bir of demeyeceğim yine de. Yolun sonunda bir oh demek ümidiyle.
Özlemişim yazmayı. Kendimle buluştuğumun alametifarikası. Artık içimde yer kalmadığının, doluya koysan almaz boşa koysan dolmaz şeylerin sayısının şaştığının ispatı.
Biriktirmişim yine elime ne geçtiyse. İnsan bu, biriktirir ya elbette. Arınmaya çalışırken ruhum şu bütün ağırlığımı üzerine yıktığım bembeyaz sayfa kadar, imkansızlığı göze aldığımın ama ümitsizliği yok saydığımın farkındayım.
Kim bilir, belki ilk defadır bu kendimle baş başa kalışım. Uzun zaman aldı arayışım. Görmezden geldiğim, yüzüme bakmadan geçip gittiğim çok oldu. Çok da ayıp oldu. Belli ki başka telaşlarım vardı, aceleyle koşup arkasından yetiştiğim, herkesten evvel önüne düşüp rehberlik ettiğim. Birileri vardı, mutsuzluğa mahkum ettiğim. Bizzat ben, kendim.
Sonra hayatın getirdiği sürprizler vardı. Gülemediğim. Görüp sevinemediğim. Aşk vardı, hayalini kurup geceleri ise sarılıp uyuyamadığım. Kabuslar vardı bir türlü uyanamadığım. Yanımda bir adam vardı, yıllar sonra bakıp tanıyamadığım. Aynada bir kadın vardı, derdine hiç kulak asmadığım.
Bunca telaşın arasında toz tuttu kalemim, ya ne olacaktı? Ama şükürler olsun ki kırılmadı, bana bir gün bile darılmadı.
Bu gece uzattı elini usulca, gel dedi yeter bu ayrılık. Senle ben bin yıllardır kardeşçe yaşamış halklar gibiyiz. Kendi halimizde ama birbirimiz olmadan bir hiçiz. Küslük olmaz dedi aramızda, artık içindeki tutma.
Güvendim o incecik bileklerine, tuttum elinden. Yazacağım umarım bundan sonra ne gelirse elimden, ne geçerse yüreğimden. İçimdeki sesleri susturduğum günlerin acısına, dilimde bambaşka şarkıların olduğu zamanların anısına…
Kapılıp kalmadan anılara, fazla uğraşmadan aslımla, acımasız olmadan, yaralamadan kanatmadan… Çünkü bilirim, güzel bir çift söz hayattaki en eşsiz pansuman.
Bu gece böyle olsun, hayatın bin yıllardır çözülmemiş sırları keşfedilmek üzere bi kenarda dursun. Ruhum uykusundan uyanırken, parmaklarım uyuşukluğundan kurtulurken, kelimelerim esaret kabul etmeyip isyan başlatırken, sevdiğim özlediğim benim zannettiğim her şey uzak uzak köşelerde anlamını yitirirken, içimdeki boşluk kapanmak nedir bilmezken, ben yaşama tutunmaya var gücümle çalışırken, kalbim mutluluk kırıntılarıyla dolmaya, bin yıllık açlığım birazcık sevgiyle doymaya uğraşırken, şehrin dört bir yanında yarım yamalak uykulara dalmaya çalışılırken bu kelimeler burada dursun.
Nasıl olsa daha zamanımız var. Elbet görüşeceğiz…

20070827

bul beni

sahilde bir cakil tasi gibi
denizin kiyiya suruklediklerinden biri
ya da derinlerde,, oyle sessiz, sukunetli
yosunlarla kapli, dikkatli bakman gerek belki
tut nefesini, dal derinlere
bul beni..

gur bir ormanda, bir agacin dalinda bir kus misali
gorunmeyenin buyulu sesi
kah acikli kah neseli namesi
neden konmus ki o dala, neden orada hala? ucamiyor belki
adimlarini siklastir, basini kaldir
bul beni..

cok sevdigin bir kitapta bir zamanlar altini cizdigin bir tumcede gizli
adini hatirlayamadigin o kitabin, numarasini hatirlayamadigin bir sayfasinda
onlarca satirin arasinda,
kimbilir belki coktan tozlu raflarda
hadi uzat elini, aradan cek cikar,
parmaklarini gozlerinden hizli dolastir
bul beni..

colde bir yudum su gibi
umudu kestigin belki, her gordugunde serap bu deyip basini cevirdigin
teninden oluk oluk akarken dilinin muhtac oldugu
tuzundan tozundan arinmis
kum firtinalarindan arda kalmayi basarmis
hadi simsiki kapa gozlerini, zihninde yarat once
sonra
bul beni..

:))

20070814

gocler unutulmaz

icinde kavimler yer degistirdiginde, collerinden havalanan kum tanecikleri yuregini orttugunde, bir damla suya muhtac oldugunu ne zaman anlasan, goclerini hatirlarsin.. icinden gecen kervanlar hanlarinda kah konaklamis kah konaklamamissa, onlar misafirin oldugunda testilerinden kan kirmizisi saraplari sunmadiysan, yukte hafif pahada agir sucluluklarin animsatir sana gocup gidenleri.. gocup gidislerini.. gocler unutulmaz, cunku her biri bir kafiledir icinde birlikte yol aldigin.. kum firtinalari yureginde estiginde, siginacak bir cadirdir attigin her adim.. akip gitmektir senin gorevin bu hayattan.. gecip gitmektir, gocup gitmektir yeri geldiginde bu diyarlardan..


dedicated to aynali pastane

20070422

birak beni

ne bu halin
bakamiyorsun yine aynalara
gelemiyorsun gozgoze kendinle
soyleyemiyorsun deli gibi korktugunu tum bu olan bitenden

ne o ?
yine mi kacacaksin?
bu kez nereye ?
yoruldum pesinden kosmaktan
dur artik bir yerde dinlenmeye ihtiyacin var
yakip yikma artik etrafindaki her seyi
gizleme haylaz gozlerini gozyaslarinin bugusu ardina
birak baksinlar etrafa bildikleri gibi
birak algilasinlar her seyi senin bilmedigin gibi
onlari da mahkum etme karanligina

kacirma gozlerini benden yuzume bak..

asil sen sus!
bosa cesaret verme bana
biliyorum yine ne olacagini
gormedi bu dunya henuz bundan gayrisini
birak bildigim gibi koruyayim kendimi
hapsedeyim hayaller zindanina, los isiklara tapayim gunes diye
birak bulandirma beni
aydinligim ben, yuksek duvarlarimin golgesinde..
icim acimiyor mu zannediyorsun?
kalbim tas mi tuttu sence?

bilmiyorsun.. bilmeyeceksin..
yargilama beni
kizma bana bosuna
birak yaralarim oldursun beni..
ihtiyacim var uyumaya..
hala..

kayip kita

gunduz duslerimin alacakaranliginda buldum seni
ya da buldum sandim
bir gece yarisi bicak gibi beynime saplanan adin
sonra kosarcasina sana attigim adimlarim
inanmazken artik olana bitene
tuketirken kendimi gun be gun
kullerimi savururken kavak yellerimde
adini anmaktan korktugum her ne varsa
getirdin bana bir aksamustu
yuzune yayilmis gulumsenin golgesinde
soluklandi acilarim
icime sigmaz oldu
uzerini ortup bastirdim sandigim her sey
gunduz duslerimin orta yerinde
ansizin adimi soylemenle uyandim
onumde bir hayal gibi serili sen
kesfedilmeyi bekleyen bir kayip kita ben

masallarin sonu olmali mi hep sevgili
insan her dusunden mutlaka uyanmali mi
yastigimda gozyaslarimi bulacagim sabahlara
illa ki kavusmali mi??
sessizligin olduruyor beni

kimbilir belki artik sorular sormamali..
seni fazla yormamali..

kacmali, saklanmali..
ortadan kaybolmali..

sen ufukta yitip gitmeden..

20070319

oyuncak

"coskuyla dokmustum oysa tahta sandigimda ne varsa onune.. al demistim, ilk sen sec oyuncagini.. belli ki paylasmamis kimse seninle bugune dek sahip olduklarini.. kirilmasin guluslerin yeter ki, al benim olan ne varsa senin.. hem oyuncak dedigin nedir ki.. oynayacak kimsen yoksa, ne zevki kalir.. kaldirir atarsin bir tarafa gun gelir.. tek kisilik oyun olmaz.. oyalanmak olur olur o, oynamak olmaz.. oysa ki sen onca oyuncagin icinden beni secmissin.. sanki ben bir bezbebekmisim gibi, kopsam da yeniden dikilirmisim gibi hoyrat oyunlarina alet etmissin.. icim pamuk dolu sanmis, yuksekten duserken ben, kirilmamdan korkmamissin.. olsun.. ben yeni oyunlar kurarim yine kendime, ama sen bu bencilliginle hep oyun disi kalirsin.."

20070215

dusundum oylesine

dusundum
yurusek seninle ustumuze yapraklar duserken
ayazi icime isleyen bir sehirde
kentin her seferinde soguk ruzgarlar estirmisken yuregimde
sozune inansam senin
bir lafina kanip dussem yollara
bana bakabilmen icin bir kez de olsa
sersem kendimi gozlerinin onune
tipki ayagimin altina serili kuru yapraklar gibi
ama onlarin aksine
cit cikmasa benden
yurusek oyle sessizce
sari hisirtilarin sarkisi esliginde
ususem sokulsam sana usulca
bir milimi asabilmek icin aramizdaki
okyanusu asan minik bir serce gibi
var gucumle debelensem icimde
ciglik cigliga benligim
sen duyacaksin diye daha da urkse
soguk havanin tenimi yakislari yetmezmis gibi
korkularimin alevleri bassa yanaklarima bir de
aldirmasan sen bendeki bu karmasaya
kabul etsen beni
varligin isitsa sol yanimi
guc alsam senden bir sonraki adimlarim icin
sonbahara girmis bahcemde
yeseren bir tek sen olsan
sarmasik gibi yayilsan bedenime
ilkbahari animsatsan..

dusundum oylesine..